Hepimizin tanık olduğu 15 Temmuz milli iradeye başkaldırış, arkasından çok acılar ve yıkıntılar bıraktı. Ne idiğü belirsiz demeyeceğim ne olduğu yıllar öncesinden aşiyan bir terör örgütü, bu ülkenin geleceğine, umutlarına ve beraberliğine darbe yapmaya çalışmış fakat yüce Türk milletinin iradesinin ve karalılığının karşısında başarısız olmuşlardır.

                Evet millet olarak bu hain kalkışmadan dolayı çok ciddi bir mağduriyetlerimiz oldu. Acaba mağduriyet yaşattık mı? Maalesef evet. Devletimizin böyle hain bir kalkışmanın arkasından kamuda görevden alma girişimleri doğru bir reflekstir ve bu süreçte haklı haksız ayrımı yapmak çok güçtür. Açığa alınan bu insanların içinde gerçekten bu devletin memuru olmayı hak etmeyenler olduğu gibi;  hiç bir şekilde bu terör örgütü ile bağlantısı olmayan, Allah kelamı anılıyor diye hasbelkader bunların sohbetlerine giden ve bunların hak yolunda yürüdüğünü düşünüp inancının mağduru olanların sayısı da az değildir. Açığa alınmalar başladığın da; birçok devlet memuru görevden alınırken “Devletimiz araştırsın, sorsun, soruştursun ” diyerek, göğsünü gere gere, utanç vericide olsa bu durumu göğüslediler. Utanç verici diyorum çünkü devletin bekasına kasteden bir terör örgütünün üyesi olmakla suçlanıp vatan haini damgası yemek çok kolay bir mesele değil. Tüm bunlara rağmen süreç ilerledikçe; tek istekleri olan devletimiz araştırsın soruştursun kısmında hiçbir muhatap bulamadılar. Süreç nasıl işleyecek? , açığa alınmasına sebep nedir? Bu sorular hep havada kaldı işin garip tarafı bu insanlara kendilerini ifade edebilme fırsatı bile tanınmadı. Umutlar bu sefer yerini umutsuzluğa bıraktı. İnsanlar kendilerinden şüphe eder oldu. Fakat aradan tam 6 ay geçti. Bu 6 ay içerisinde; gerçekten örgüte hizmet edenle etmeyen hızlı bir şekilde ayıt edilmeliydi. Hiç kimsenin devletin bu hain girişimin arkasından açığa almalarla ilgili gösterdiği refleksi yanlış bulacağını düşünmüyorum, lakin haklı ile haksızın ayırt edilmesinde bu kadar yavaş davranılarak, mağdur edilmiş olanların mağduriyetinin giderilmemiş olması da kabul edilebilir değil.              

                Ayrıca alt düzey kamu görevlilerinin hızlı bir şekilde görevden alınmasına rağmen, aynı hız görevden almalar üst düzey bürokraside ve siyasette gösterilememiştir. Unutmayalım ki balık baştan kokar, ama biz balığın hala kuyruğuyla uğraşıyoruz.  Hainler gördüler ki bu halkın desteğini almadan bu millete diz çöktürmek imkânsız, belki de bu yüzden bu mağduriyetler zamanında giderilmeyip, insanlar mağdur edilerek, devlete kin güden bir toplum yapısı bilinçli olarak yapılandırılmaya çalışılıyor.

                Toplumsal kenetlenmeye en çok ihtiyacımız olan bu dönemde haklı ile haksızı ayırt ederek birlik beraberliğimizi ve toplumsal barışımızı sağlamak zorundayız. Bunun için; her birey, her kurum, her yetki sahibi duyarlı olarak samimi ve hızlı bir çalışma yürütmek zorundadır.

                Ozanımız Osman Öztunç’un dediği gibi;

                Devlet ki ilk işi harabelerle

                Kırık gönülleri tamir olacak

                Devlet ki haksızın sırtına kırbaç

                Haklının omzuna samur olacak

                Devletimizin haksızın sırtına kırbaç olup, haklının omzuna samur olacağına inancımız tamdır. Walter Savage Landor’un  “Geç kalan adalet adaletsizliktir” sözünü hatırlatmakta yarar vardır. Unutmayalım; adaletin kuvvetli, kuvvetlilerinde adaletli olmaları gerekmektedir.

 

 

Misafir Avatar
Mobil 2017-01-27 22:07:55

Ülkemiz gerçekleri yazmakla bitmez. Doğru söze ne denir. Doğru bir tespit doğru bir yorum.

Vildan Degirmenci

İsim
E-Posta
Yorum Başlığı
Güvenlik Kodu
Yorum yazmak için üstteki alanı kullanabilirsiniz.