Milattan 900 yıl önce yani bundan tam 2917 yıl evvel insanlar Anadolu'nun bir şehrinde bir tapınağa aşağıdaki yazıyı asarlar. Sıraya girip okurlar sonra birbirlerine sarılır bayramlarını kutlarlardı.

İşte o yazı:                                                                                                          

“Gürültü patırtının ortasında sessizce, sükûnetle dolaş; sessizliğin içinde huzur var. Sakın bunu unutma. Herkesle dost olmaya çalış. Sana bir kötülük yapıldığında verebileceğin en iyi karşılık, unutmak olsun.

Bağışla ve unut...

Ama kimseye teslim olma...

İçten ol; telaşsız anlat...

Kısa, açık ve net konuş...

Başkalarına da kulak ver...  

Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları, çünkü dünyada herkesin bir öyküsü vardır.

Yalnız planlarının değil, başarılarının da tadını çıkarmaya çalış. İşinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen; hayattaki dayanağın odur. Seveceğin bir iş seçersen, yaşamında bir an bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın. İşini öyle sev ki, başarıların, bedenini ve yüreğini güçlendirirken verdiklerinle de yepyeni hayatlar başlatmış olacaksın…

Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol...

Sevmiyorsan eğer sever gibi yapma...

Çevrene, tanıdıklarına önerilerde bulun...

Fakat asla hükmetmeye kalkma. İnsanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz. Ve unutma ki, insanlığın sevgi konusunda yüz yıllardır öğrenebildiği kumsaldaki bir kum taneciği bile değildir.

Aşka burun kıvırma sakın, o çöl ortasındaki yemyeşil bir bahçedir.

O bahçeye layık bir bahçıvan olmak için her bitkinin sürekli bakıma ihtiyacı olduğunu unutma…

Hayatta kaybedebilirsin. Kaybetmeyi ahlaksızca bir kazanca tercih et. Bu dünyada bırakacağın en büyük miras dürüstlüktür.

Yıllar geçiyor, geçecek...

Yılların geçmesine öfkelenme...

Gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe. Yapamayacağın şeylerin yapabileceklerini engellemesine izin verme. Rüzgârın yönünü değiştiremiyorsan eğer yelkenlerini rüzgâra göre ayarla... Çünkü dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getirmediğinle ilgilenir. Ara sıra kendini tutamayabilirsin...

Yüreğini isyana kaptırabilirsin...

Fakat unutma: Evreni yargılamak imkansızdır. Onun için kavgalarını sürdürürken bile kendinle barış içinde ol...

Hatırlar mısın doğduğun zamanları? Sen ağlarken herkes sevinçle gülüşüyordu.

Öyle bir ömür geçir ki, herkes ağlasın öldüğünde, sen mutlulukla gülümse. Sabırlı, sevecen, erdemli ol. Eninde sonunda bütün servetin sensin.

Erdemini yitirme... Önünde sonunda sahip olduğun tek servet yine kendinsin. Görmeye çalış ki, bütün pisliğine ve kalleşliğine rağmen dünya yine de insanoğlunun biricik güzel mekanıdır.”


Xsentos, Milattan Önce 9. Yüzyıl


İsim
E-Posta
Yorum Başlığı
Güvenlik Kodu
Yorum yazmak için üstteki alanı kullanabilirsiniz.